Dünyadan Yaşam

2N

Bu yazının ulaştığı herkese selamlarımı ileterek başlamak istiyorum. Aşağıda bağlantısını paylaştığım 2011 tarihli haber ülkemizin gündeminde şok etkisi yaratmıştı. Bu seferki haberin içeriği, her zaman duymaya alışık olduğumuz “sahte şeyhin dergâhına operasyon” başlıklarından daha vurucuydu. Habere göre Bursa’da bulunan bir eve, yapılan ihbar sonucu operasyon düzenlendi ve bir şeyhin müritlerine cinsel istismarda bulunduğu ortaya çıktı. Aslında, ne yazık ki, haberin vuruculuğu burada değil. Türkiye’de özellikle son zamanlarda duymaya alıştığımız bir olay. Bu şeyh farkını sadece müritleriyle sınırlı kalmadan; onlardan kız kardeşlerini, annelerini, nişanlılarını da getirmelerini isteyerek ortaya çıkarmış. Okurken insanın kanını donduran cümleler birilerinin gerçekliğine dönüşmüş ve müritler kendilerinden istenen şeyleri yerine getirmişler. Haberin ilginçliği burada da bitmiyor. Olayın polise intikal etmesi sonucu müritlerin büyük çoğunluğu şikayetçi olmamış ve her şeyin kendi istekleriyle gerçekleştiğini belirtmişler. Nitekim haberde bahsi geçen şeyh de kendisinin bir zamanlar bir başka şeyh tarafından aynı muameleye tabi tutulduğunu belirtmiş. Yaşanılanların, bireyler tarafından içselleştirilmesi söz konusu.

https://www.milliyet.com.tr/gundem/sozde-tarikat-liderinin-seks-dergahina-polis-baskini-1412960

      Şimdi sizinle bir başka haber bağlantısı paylaşacağım:

https://www.haberturk.com/gundem/haber/1080240-adanada-swinger-cetesine-baskinda-yeni-detaylar
 Paylaştığım bu haberde ise Adana ilimizde yapılan operasyonda, kendi aralarında eş değiştirme partileri yapan ve eşlerini iş adamlarına belirli bir ücret karşılığında pazarlayan kişilerin göz altına alındığı belirtiliyor. Yakalanan kişilerin çoğu evli çiftler. Çiftler mahkemede birbirlerini suçlamış. İçlerinde çocuklarını komşuya bırakıp bu partilere katıldığını söyleyenler bile var. Bu haberin üzerinde ilk paylaştığım kadar durmayacağım çünkü dikkat çekmek istediğim nokta bu haberle pek ilgili değil.
     İki haber de toplumumuzun genel ahlâk yapısına oldukça ters eylemler içeriyor. Değinmek istediğim nokta ise haberlerin içeriğindeki eylemlerin aynı olmasına karşın eylemde bulunan kişilerin olaya nasıl baktıkları olacak. Elbette ki iki eylem de ceza yasalarımıza göre suç teşkil ediyor ve yakalananlar yetkili kurumlarımız tarafından cezalandırılmışlar. Buna karşın, birinci gruptaki insanların ikinci gruptakileri nasıl karşıladıkları sanırım hepimizin malumu. Eşini değiştiren, gavat,  kâfir, cehennemlik odun olarak gördükleri bu insanlar için en ılımlıları Allah’tan onları doğru yola getirmesini istiyor. Birçoğunun ise bu insanları çeşitli ceza yöntemleriyle cezalandırmak istedikleri de bir gerçek. Aynı evde kalan farklı iki cinste öğrencileri bile polise ihbar eden bir zihniyetten bunları yapmasını beklemek de çok şaşırtıcı olmayacaktır. Burada bir noktaya değinmek gerek. Bu söylediklerim dini inanca sahip herkesin böyle düşündüğü ve eşlerini, kardeşlerini şeyhlere birlikte olmak için götürdükleri anlamına gelmiyor fakat bu birinci gruptaki insanların ekseriyetinin söylediğim şekilde düşündüğü anlamına geliyor. Peki nasıl oluyor da aynı eylemde bulundukları halde diğer gruptaki insanları cehennemlik olarak görüp kendilerinin cennete gideceklerine inanıyorlar ?
     Göbeklitepe’de yapılan kazılar bize dinlerin insanlık tarihi kadar eski olduğunu gösterdi. İnsanlar var oldukları ilk andan itibaren bir şeylere inandılar. Bahsi geçen gruptaki insanlar bunlardan sadece bazıları. Yazılarımda inanç konusunu ele almaya ve iki temel soruyu cevaplamaya çalışacağım : neden ve nasıl ?
      Neden insanlar bir şeylere inanma ihtiyacı duyarlar ? Bir şeye inanma süreci nasıl gerçekleşir ? Nasıl oluyor da bir insan, oğlunun boğazına, inandığı varlığa olan teslimiyetini göstermek için bıçak dayayabiliyor ya da annesini şeyhine sunabiliyor ? Şeyhinin cinsel organından gelen sıvının cennette akan şarap olduğuna olan inanç neden kaynaklanıyor ? Hangi etkenler bir insanı bunları yapmaya, böyle düşünmeye itiyor ?  Bu soruları tarihsel örneklerle, elimden geldiğince, sosyolojik ve psikolojik olarak ele almaya çalışacağım. Saygılarımla…
Amenhotep
   “Onlara  “Diğer insanlar gibi siz de iman ediniz” denildiğinde, “Akılsızların inandıkları gibi biz de inanalım mı?” derler. Biline ki, asıl akılsızlar onlardır, fakat bilmezler.” (Bakara:13)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu