Her insanın korktuğu bir şeyler olabilir; ama kimileri bu korkuyu o kadar çok geliştirir ki bu durum sosyal yaşamını bozar.

Bu korku genellikle küçük yaşlardan itibaren korumacıl ve otoriter ebeveynlerin altında gelişir. Öyle ki bu çocukların tek başlarına keşfetme ve deneyimleme özgürlüğü neredeyse yok denecek kadar azdır. Onlar adına ebeveyn düşünür, ebeveyn karar verir ve uygular. Çocuk ise kafesteki kuş misali korunur, karnı doyurulur, sevilir ama asla genetik kodlarında var olan potansiyeline ulaşmak için bir girişime izin verilmez. Kafesteki kuşun uçmasına izin verilmediği gibi… Böylelikle bu çocuklar yavaş yavaş dış yaşamı güvensiz ve tehlikeli bir yer olarak algılamaya başlarlar. Sonrasında bu yaşama dair her türlü börtü böcekten, yalnız kalmaktan, markete gitmekten korkarlar. Bu durum çocukların yavaş yavaş ruh sağlığını bozmaya başlar. Genel olarak bu çocuklar tüm psikososyal gelişim aşamalarında sorunlar yaşar. Nasıl ki 9 ay 10 gün sonra annenin çocuğunu doğurmaya ihtiyacı vardır; eğer doğurmazsa bu her ikisini de zehirler ve ölüm riski ortaya çıkarırsa, çocukların anne karnından çıktıktan sonrada 2 yaş itibariyle annelerin psikolojik açıdan da çocuklarını tekrar doğurmaya ihtiyaçları vardır. Aksi halde çocuk yukarıda örnekleri ile anlattığım gibi psikolojik olarak zehirlenmeye başlar ve bazı semptomlar gösterir. Biyolojik rahatsızlıklardaki zehirlenmeler hemen fark edilip tedavi edilebilirken psikolojik zehirlenme semptomları insanlar tarafından çok fazla anlaşılamaz. Genellikle aileler bu semptomları sürekli anlamlandırmaya çalışır.  ‘‘Bu böyle kime çekti ana kuzusu bilmiyorum. Her şeyden korkuyor, çok pısırık, çok utangaç bu çocuk, aynı dayısına çekmiş.’’ vb. şekillerde bu rahatsızlıklarını dile getirirler.

Aileler, çocuktaki psikolojik zehirlenmenin aniden kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığından bir şeyler yapmaları gerektiğini düşünmez. Bu durum çocukları içten içe kemiren bir ruh kanseri gibidir. Çocukların benliğini, özsaygısını, özgüvenini yavaş yavaş kemirir ve bitirir. Bunun sonucunda bu çocuklar dışarıdan iyi bakımlı, ama kolonları çok zayıf evlere benzerler ve genellikle en ufak depremlerde yıkılırlar.

Psikolog Mehmet ÇAĞ

Yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Şunlar da hoşunuza gidebilir