Kültür-SanatSinema

İhtişam, Yalnızlık ve Güç : Citizen Kane

Sinemanın unutulmaz filmleri denildiğinde herkesin aklına farklı bir yapım gelebilir. Ancak sinema tarihinde öyle bir film vardır ki, üzerinden yıllar geçmesine rağmen hem görsel anlatı dili hem de sinematografik yenilikleriyle etkisini hâlâ sürdürmektedir. 1941 yılına uzandığımızda, Orson Welles imzalı Citizen Kane yalnızca dönemi için değil, günümüz sinema dili için de belirleyici bir yapıt olarak karşımıza çıkar.

Basın dünyasının duayen bir ismini merkeze alan film, anlatıldığı günden bu yana genç sinemacılara ve izleyicilere yön vermeye devam etmektedir. Welles, dönemin teknik imkânlarını ileri bir noktaya taşıyarak sinemanın görsel anlatım gücünü ustalıkla kullanır. Laura Mulvey’in metinleri ve Freudcu psikanalitik yaklaşım ışığında film incelendiğinde, Citizen Kane’in yalnızca biçimsel değil, aynı zamanda derin bir psikolojik anlatı sunduğu da açıkça görülür.

Film boyunca güçlü, dimdik duran ve düşmeyen bir karakter olarak sunulan Kane’in, eşi Susan tarafından terk edildiği anlarda adeta bir çocuk gibi çaresiz kaldığını hissederiz. Bu “hissetme” durumu özellikle önemlidir; çünkü film Kane’in duygusal çöküşünü açık bir şekilde göstermez. Kane’in gözlerindeki donukluk, öfkesinin aniden sönmesi ve ihtişamlı karelerin ardındaki sessizlik, bir babanın ağlamaması ama acısının her hâlinden anlaşılması gibidir. Bu noktada Welles, seyirciden empati kurmasını isterken aynı zamanda mesafeyi de korur.

Rosebud kelimesi, ifadede sıradan bir kızak gibi görünse de aslında Kane’in annesine ve çocukluğuna duyduğu özlemin güçlü bir metaforudur. Bu farkındalık oluştuğunda, izleyici ihtişamlı bir medya patronu yerine; sevgisizliğe, sahte bağlara ve karşılıksız beklentilere maruz kalmış bir çocuğa üzülür hâle gelir. Kane, bir bankanın “emaneti” olarak büyümüş, sevgiyi koşulsuz biçimde deneyimleyememiştir.

Günümüzde çekilmiş olsaydı, muhtemelen karakter kolaylıkla “narsist” etiketiyle tanımlanabilirdi. Ancak film bu kadar yüzeysel bir okuma ile sınırlanamayacak kadar katmanlıdır. Psikolojik durumları uzman görüşü olmadan kesin yargılarla etiketlemek doğru değildir. Psikanalize kısmen hâkim olan bir izleyici, filmin Amerikan sinema endüstrisinde ve dünya sinemasında neden bu kadar etkili olduğunu da daha net kavrayabilir.

Bu etkinin temel nedenlerinden biri, Citizen Kane’in sinemanın görsel-işitsel ve kurgusal anlatı diline son derece hâkim olmasıdır. Film, “anlatmak” yerine “göstermeyi” tercih eder. Derin odak sinematografisi, alan derinliğiyle kurulan sahneler ve titizlikle oluşturulmuş mizansenler, izleyiciyi içine çekerken aynı zamanda empati kurmakta zorlayan bir mesafe ortaya koyar. Bu bilinçli tercih, filmin anlatısal gücünü daha da artırır.

Rosebud’un ne olduğundan çok, Kane’i tanımanın büyüsüne kapılan izleyici için film, hayranlık uyandıran bir deneyime dönüşür. Gençliğinde ilkeleriyle yola çıkan Kane, zamanla büyük bir dönüşüm yaşar. Valilik konuşması sonrası ortaya çıkan skandal, genç bir kadına duyduğu ilginin açığa çıkmasıyla hem evliliğinin hem de siyasi kariyerinin sonunu getirir. Bu süreçte film, ahlaki yargılar;aldatma ya da suçluluk duygularını merkezine almaz. Aksine, bu birlikteliğin bir fetişizmden çok Kane’in “çocuk tarafına” sahip çıkması misali hissettirilir.

Günümüz sinema anlatı dilini anlamlandırabilmek ve bilinçli bir sinefil olabilmek adına geçmişe dönüp Citizen Kane’i izlememek büyük bir kayıp olacaktır. Sinemanın yalnızca olay örgüsüyle değil, anlatı diliyle de izleyiciyi ne denli derinlikli bir deneyime sürükleyebileceğinin en güçlü örneklerinden biridir.

İyi bir senaryo her zaman önemlidir; ancak dönemin teknolojik olanakları göz önüne alındığında, Welles’in kamera ve ışık kullanımıyla neler anlatabildiğini görmek hayranlık uyandırıcıdır. Bu yönüyle Citizen Kane, günümüz genç sinemacıları için her sahnenin planlı ve anlamlı kurulması hâlinde ne kadar kusursuz işler ortaya çıkabileceğini gösteren, adeta bir arşiv film niteliği taşımaktadır.

Rosebud, Kane ile birlikte yok oldu. Ama herkesin kaybolan bir Rosebud’ı yok mu?

ELİF TÜRE ATAM

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu