Zamanın Tozlu Tanıkları: Sinema ile Tarih Arasında Yolculuğa Çıkan Bir Film
Sinema, görüntülerle değil; duygular, anılar ve zamanın içinden süzülerek geçen hikayelerle izleyiciye ulaşır. Çağdaş Yunan sinemasının en önemli yönetmenlerinden Angelopoulos ‘‘Zamanın Tozu (2008)’’ filmi ile izleyiciyi kimlikleri kökleri arasında tarihi bir yolculuğa çıkarmaktadır. Yunan kökenli bir Amerikalı yönetmenin ailesinin geçmişine giden bir film hazırlığı, hem kişisel bir hafıza yolculuğuna hem de yakın tarihin acı dolu sahneleri ile izleyicilere tanıklık ediyor. Yönetmen, çekim sürecinde eski eşi ve kızı Eleni ile karşılaştığında film sürecinin yanı sıra kendi geçmişi ile de yüzleşmek zorunda kalır.
Bu hikaye bireysel yaşantı ve dünya tarihinin kesiştiği noktalarla oldukça dikkat çekicidir. Yönetmenin annesi Eleni ile babası Spyros’un savaş yıllarında başlayan ayrılığının yıllar sonra tekrar başlamasıyla dramatik bir anlatı oluşmaktadır. Tüm bunlarla birlikte film izleyiciyi Berlin Duvarı’nın gölgesinden, Stalin dönemine; Vietnam Savaşı’ndan Sovyetler Birliği’nin çözülüşüne kadar uzanan bir tarihi dilimi ele alarak tanık etmektedir.
Filmde kullanılan sembollerle anlatının derinliği de artmaktadır. Özellikle Brueghel’in ünlü tablosu düşmüş bir meleğin görüntüsü, insanın geçmişinin ağırlığı ve bu ağırlıkla nasıl yalnızlaştığını ve yıprandığını göstermektedir. Bu figür ile hem yönetmenin hem karakterin içsel çatışmaları temsil edilmektedir. Hayata dair kırgınlıklar ve tüm yarım kalmış hayaller tek bir sahnede anlatılmaktadır.
Öte yandan karalı bir dağın yamacından ilerleyen insanların sahnesi; savaş sonrası dönemin zorlu koşulların ve baskılarından kurtulmanın bir çabası olarak işaret edilmektedir. Merdivenlerde tırmanan bu figürler sadece fiziki bir kaçış değil ruhsal bir direnişinde simgesi olmaktadır.
Angelopoulos, tarihsel gerçeklikleri ile bir ailenin öyküsüyle iç içe geçirirken, seyirciye olayları değil o olayların insanlar üzerindeki derin izlerini de göstermektedir. Sinema burada bireyin belleğinin güçlü bir taşıyıcısı olurken bunu nesiller(kuşaklar) arasında da kaybolan sesler, yüzler ve duygular ile yeniden hatırlatmaktadır.
‘‘Zamanın Tozu ’’ tarihle insan hikayesi arasında sinematografik bir şiir oluştururken sessiz kalan anıların unutulan bakışları geçmiş ve gelecek arasında sıkışan duyguları derinlikle sunmaktadır. Trajedik bir şekilde tamamlanamayan Angelopoulos ‘un üçlemesi, izleyicinin kişisel bir hesaplaşma yapmasını sağlamaya çalışırken, kendi yolculuğunu sorgulatmayı başarmakta…
Elif Türe Atam



