Felsefe

Pozitivist Felsefe ve Auguste Comte

Pozitivizm, 19. yüzyılda Auguste Comte tarafından sistemleştirilmiş hem bir felsefi akımdır, hem de sosyal bilimler için bir metodoloji olarak kullanılmıştır. (Mill, 1907) Var olan her şeyin deneyler, gözlemler ve matematiksel / mantıksal kanıtlarla doğrulanabileceği görüşüne dayanır. Kanıtlarla doğrulanamayan olgular yok sayılır yani bilim dışı görülür. Doğal ve sosyal gerçekler arasında ayrım yapmadığın hem sosyal hem de müspet bilimler üzerinde etkili olmuştur. 

Buna ek olarak, pozitivistler genellikle bilimsel ilerlemenin insanlığın karşılaştığı sorunları ortadan kaldıracağına veya en azından keskin bir şekilde azaltacağına inanmaktadırlar. Bu sebeple pozitivistleri neredeyse her zaman güçlü realistler olarak tanımlamak mümkündür yani gerçeklik olarak deneyimlediğimiz şeyin gerçekten dışarıda olduğuna inanırlar. Ayrıca, teori ve kültürel ön yargılar gibi bilime engel olan olguların etkisi anlamsız görülür ve genelde dikkate alınmaz.

Buradan hareketle pozitivizm tüm ifadeleri üç kategoriye ayırır: doğru, yanlış ve anlamsız (ne doğru ne de yanlış). Anlamsız bir ifade, pozitif yollarla test edilecek kadar net olmayan bir ifadedir. Örneğin, “İnsanlar yeşil renge bayılır.” anlamsız bir ifadedir. Bunun doğru olup olmadığını test etmenin hiçbir yolu yoktur, bu doğru veya yanlış olmadığı anlamına gelir. Bu elbette aşırı bir örnektir ancak terimler açıkça tanımlanmadığında diğer birçok cümle bu kategoriye girer. Örneğin, din ve gelenek gibi köklü olgular müspet olarak kanıtlanamadıklarından pozitivizm tarafından anlamsız olarak sınıflandırılır.

Birey, tarih ve pozitif düşüncenin birleşmesi insan bilgisinin ulaştığı önemli bir aşamadır. Bu açıdan Comte’a göre pozitivizmin amacı, toplum olaylarını incelemek ve topluma yön vermektir. Comte’a göre her bilgi alanı art arda üç farklı teorik hâlden geçmiştir: teolojik ya da kurgul hâl, metafizik ya da soyut hâl ve pozitif hâldir. (Özügül, 1991) Comte felsefesinde yer alan üç hâl yasası düşüncesi insan bilgisinin olgunlaşmasını göstermektedir. Comte’a göre insan düşüncesi, Rönesans dönemine kadar, teolojik düşünce yapısı içerisindedir. Çok tanrıcılıktan tek tanrıcılığa geçiş düşünce evriminde en önemli yeri oluşturmaktadır. Evrenin tanrı tarafından yaratılmış olması ve evrende var olan canlı ya da cansız her varlığın yaratıcısının tanrı olduğu fikri, Aydınlanma dönemine kadar sürmüştür. Comte’a göre insan düşüncesi, teolojik dönemin ardından metafiziksel bir düşünce dünyasına girmiştir. Teolojik düşüncedeki unsurlar, metafizik dönemde daha çok soyut kavramlar ve güçlerle anlamlandırılmaya başlanır. Bu dönem daha çok bir geçiş dönemidir.

19.yüzyıla gelindiğinde, insan düşüncesi artık, bu eski fikirlerin yerine başka düşünceler yerleştirir. İnsan, öncesinde, doğanın efendisidir. Yeni dönemde pozitif düşünce ve bilimsel metot ön plandadır. Bu açıdan deney ve gözleme dayanmayan hiçbir şeyin gerçeklik taşımadığı fikri yaygındır. Comte, insan zihninin tüm araştırmalarında, birbirine zıt olan bu üç felsefe yapma yöntemini (teolojik felsefe, metafizik felsefe ve pozitif felsefe) kullanmıştır. Comte’a göre teolojik dönem insan zihninin zorunlu hareket noktasıdır. Metafizik dönem bir geçişi teşkil eder. Pozitif dönem ise insan zihninin sabit ve belirgin halidir.

 Elif KAHRAMAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu