EdebiyatKültür-Sanat

41. Koltuk Deyimi

41. Koltuk Deyimi

Kardinal Richelieu tarafından 1635 yılında kurulan Akademi, Fransız kültür tarihine adını yazdıran olaylardan biridir. Akademi’nin en temel görevi, Fransız dilinin gramerine, poetiğine ve retoriğine kesin kurallar getirerek Fransızcayı daha sade bir hale getirmek ve Fransızcayı bilim ve sanat dili haline getirmekti. Akademinin tabiatına uygun, elit ve entelektüel bir jürinin oluşturulması gerekiyordu. Kardinal Richelieu bu jürinin sayısının kırk olarak kalmasını istediğinden artı bir kişiye yer ayırmak mümkün görünmüyordu. Kırk kişilik bu jüri, Fransızca dilinin sonsuzluğuna ithafen ‘ölümsüzler’ (immortels) olarak anılıyordu. Peki kimlerden oluşuyordu bu kırk kişilik aynı zamanda ‘ölümsüzler’ (immortels) olarak anılan bu cemiyet? Farklı yüzyıllarda jüriye girme şansı bulmuş bazı çok ünlü isimler şu şekilde:

  • Jean-Louis Guez de Balzac (1634)
  • Jean de la Fontaine (1684)
  • Alexis de Tocqueville (1841)
  • Victor Hugo (1841)
  • Alfred de Musset (1852)
  • Pierre Loti (1891)
  • Bonus: 21. yüzyılın kilit isimlerinden olan Amin Maalouf (2011)

Akademi, edebi meşruiyet (légitimité litteraire) kazanmak isteyen yazarlar için ideal bir alanlardan biriydi. Bugün dahi adaylar yine kırklı jüri tarafından sunulur ve seçilir. Jüride yer alabilmek için bir koltuğun açılmasını beklemek gerekiyor. Fakat bu o kadar da kolay değil: Ancak bir üye hayata veda ettiğinde yeni bir edebi kişilik aday olma şansına erişebilir. 

Peki neden sandalye değil de koltuktan söz ediyoruz? Anlatılana göre, üyelerden birisi yaşı gereği artık sandalye yerine koltukta oturması gerektiğini bildirir. İsteği kabul görse de bu koltuk ayrıcalığı Kardinal Richelieu tarafından tüm üyelere hak olarak tanınır. Sandalyeden koltuğa dönüşüm böylece gerçekleşmiş olur. 

Üyelerinin arasında şaşırtıcı derecede bir çoğunluğun erkek olması eleştirilen noktalardan biri olsa da 20. yüzyılda kadınlar da Akademi’de yer edinmeye başladılar. Bu erkek egemen döngüyü kıran ilk kadın yazar 1980 yılında seçilen Marguerite Yourcenar oluyor. Bu tarihten bu yana on kadar kadın yazar ölümsüzler arasına adına yazdırmayı başardı. 1635 yılından bu yana defalarca reddedilen kadın yazar üyeliklerinin farklı motifler altında (dini, sosyal, politik ve ahlaki) reddedildiğini görüyoruz. Tarihçi Pierre Gaxotte kadın üye karşıtlığını somut olarak şu cümleyle dile getirir:

« Si on élisait une femme, on finirait par élire un nègre… »

« Eğer bir kadını seçseydik, sonunda bir ‘zenciyi’ de seçmek durumunda kalırdık… » 

Bu derin mizojiniyi ortadan kaldırmak zor da olsa, bugün Akademi geçmişte aldığı ayrımcı kararlarından vazgeçmiş görünüyor. 1980’den bu yana seçilmiş kadın üyelere baktığımızda, şu isimler karşımıza çıkıyor:

1980 – 1987    Marguerite Yourcenar                     Yazar   

1988 – 2010    Jacqueline de Romilly                     Helenist

Depuis 1990   Hélène Carrère d’Encausse     Tarihçi

Depuis 2000   Florence Delay                     Yazar

2005 – 2015    Assia Djebar                       Yazar

2008 – 2017    Simone Veil                       Politikacı

Depuis 2011   Danièle Sallenave                  Yazar

Depuis 2013   Dominique Bona                   Yazar

Depuis 2018   Barbara Cassin                                 Filozof

Depuis 2021   Chantal Thomas                     Yazar

Peki Fransızcada yer edinmiş, Akademi’ye atfedilen 41. koltuk ifadesi nedir, gelin hep birlikte bakalım. 

Arsene Houssaye’ın 1855 yılında yayımladığı “Fransız Akademisinin 41. koltuğunun hikayesi” (Histoire du quarante et unième fauteuil de l’Académie française) adlı satirik eserinde de kullandığı bu ifade Fransız Akademisine farklı nedenlerden dolayı giremeyenleri, hayali bir 41. koltuk yaratarak temsil etmeye çalışmıştır. Houssaye’ın listesinde adı geçen yazarlardan ve tarihi şahsiyetlerden birkaçı şöyle:

  • René Descartes
  • Molière           
  • Honoré de Balzac                                                                          
  • Napoléon Ier
  • Jean-Jacques Rousseau
  • Louis XIV

Örneğin Emile Zola’nın defalarca aday olup da Akademiye kabul edilmemesi de ilgi çekici olaylardan biridir. Komedyen olmanın çok da matah sayılmadığı, aksine alt sınıfta yer almasına neden olduğu dönemlerden birinde yaşayan Molière de jüriden red almaya mahkum kalanlardan. Üstüne üstelik Molière’in Fransızcanın atalarından biri olduğunu ima eden “la langue de Molière” (Molière dili, Molière Fransızcası) deyimine rağmen. 

Akademiyi oluşturan iskelete baktığımızda aslında toplumun her alanında hayali dışlanmışların oluşturduğu 41. koltuklar olduğunu hissedebiliyoruz: siyasette, iş yaşamında, olmak istediğimiz ama bambaşka nedenlerden olamadığımız her alanda.

Roza CEYHAN

Sources :

Michel Feltin-Palas,L’Académie française se résout à la féminisation, Publié le 19/02/2019 à

https://www.lexpress.fr/culture/info-l-express-l-academie-francaise-se-resout-a-la-feminisation_2063017.html

https://www.academie-francaise.fr/les-immortels/de-la-candidature-la-reception

L’ACADÉMIE FRANÇAISE, OÙ SONT LES IMMORTELLES?

JULIETTE SAMSON2 JUILLET 2020

http://impactcampus.ca/archives/archives-du-mag/avril-2020/lacademie-francaise-immortelles/ 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu