PsikolojiYaşam

Çocuklarda Mükemmeliyetçilik

Mükemmeliyetçilik, mükemmel olanın ulaşıla​bilir​ olduğu varsayımına dayanan ve mükemmel olana ulaşılması g​erektiği​ inancından beslenen bir duygu, düşünce ve davranış bütününe verilen isimdir.

Birey doğduğu andan itibaren çevresel uyarıcılarla karşı karşıya kalmaktadır. Büyüme ve gelişme döneminde çocuğun davranışları eleştirilerek, düzeltilerek ve ödüllendirilerek kişisel ve toplumsal beklentilere uygun davranmayı öğrenmesi konusunda sürekli olarak yönlendirilmektedir. Çevresel şartların oluşturduğu baskı neticesinde pek çok kişi belirli standartlara ulaşma çabası içerisinde olmaktadır. Bazen bu standartlar, ulaşılabilinenin çok üzerinde tutulduğu için mükemmeliyetçilik ortaya çıkabilmektedir. Alanyazında mükemmeliyetçiliğe farklı bakışlar ve bu bakış açılarını yansıtan farklı tanımlar yer almaktadır. Litauer ve Litauer (1997), bireyin kendisine ve diğerlerine yönelik yüksek standartlar belirlemesini ve her şeyin, her zaman düzen içerisinde olmasını istemeyi “mükemmeliyetçilik” olarak tanımlamaktadırlar. Mükemmeliyetçilik yüksek standartları karşılamayan ya da mükemmel olmayan her şeyden mutsuz olma eğilimi olarak da ifade edilmektedir (Strip ve Hirsch, 2000).

Mükemmeliyetçilik erken yaşta başlayan ve giderek yaygınlaşan bir özellik olarak görülmektedir. Batı Virginia Üniversitesi’nden Katie Rasmussen’e göre, “Her beş çocuk ve gençten ikisi mükemmeliyetçi. Bu bir salgın ve kamu sağlığı sorunu haline gelmeye başlıyor,” diyor.

Mükemmeliyetçilik kişiyi başarıya götüren bir şey olarak görülse de aslında kişiye zarar verici olabilir ve performansını düşürebilir. Kendi değerini yalnızca başarılı olmasına bağlayan bir kişi sürekli baskı altında hissedebilir. Kendi değeri -öz-değeri- sürekli tehdit altındadır ve zaman zaman şöyle düşünceleri olabilir;

“Bu işten tam not alamazsam ben yetersiz biriyim, başarısız biriyim, bulunduğum yeri hak etmiyorum.”

Mükemmeliyetçi insanlarda en çok görülen algılama bozukluklarından birisi “ya hep ya hiç’’ tarzı düşünmedir. Bu düşünce tarzında kişi “doğru” ile “yanlış” arasında pek çok derece bulunabileceğini düşünmeden, olayları sadece doğru ve yanlış olarak sınıflama eğilimindedir. Bu düşünce tarzı yüksek standartlara sahip olma anlamına da gelmektedir. Bu düşünce tarzıyla, düşüncelerin odak noktasına bağlı olarak depresyon, anksiyete ve öfke görülebilmektedir. Başkalarının davranışlarıyla ilgili düşüncelere öfke eşlik edebilirken, kişinin kendisiyle ilgili bu tip düşüncelerine anksiyete, depresyon ve yetersizlik hisleri eşlik etmektedir (Antony ve Swinson, 2000).

Her şeyi doğru yapma isteği ile birlikte, işler istenildiği doğrultuda gitmediğinde kaygı ve sonrasında suçluluk duygusu yaşayan çocuk; bir süre sonra işlevselliğini de olumsuz yönde etkileyebildiği gibi, yeni çözüm yolları aramak yerine vazgeçme davranışı da gösterebilir. Kişi istediği gibi yapamayacağını düşündüğü işlere başlamada sorun yaşayabilir veya çok ayrıntılı düşündüğünden ötürü, bu ayrıntılarda takılıp yapacağı işin zamanını planlamada da sorun yaşayabilir.​ Günümüzde mükemmeliyetçilik ile elinden gelenin en iyisini yapmak karıştırılabilir fakat aynı şeyler değildir.

Ailelere öneride bulunurken çocukları mükemmel olmaya değil, ellerinden gelenin en iyisini yapmaya teşvik etmeliyiz. Çünkü elinden geleni yaptığını düşünen çocuk başarısız olduğunda suçluluk duygusu yerine nerede hata yaptığını tespit ederek, doğru çözüm yollarını araştırabilir.

Çocuklarınızın öğrenme süreçlerinde onlara destek olmak için sizler de;

  • Oluşan hataların bir suç değil düzeltilebilecek alanlar olduğunu öğreterek, hataların öğrenme sürecinin bir parçası olduğunu fark etmelerine yardımcı olabilirsiniz. Hata yapmanın doğal bir süreç olduğunu bilmeleri performans kaygısı ile baş etmelerine de yardımcı olacaktır.
  • Araştırmaların çoğu mükemmeliyetçiliğin erken çocukluk döneminde yaşadığı olumsuz olaylardan ve çocukların ebeveynlerinden aldığı geri bildirimlerden etkilenebileceğini gösteriyor. Ebeveynler olarak sizler mükemmeliyetçi bir tutum ile yaklaşıyorsanız, yaptıklarını sık sık eleştiriyorsanız çocuğunuzda da bu yapıda bir eğilim gözlenmesi olasıdır. Çocuklarınızın başa çıkmasını kolaylaştırmak için önce sizin beklentilerinizi kontrol etmeniz ve yaklaşım şeklinizi değiştirmeniz gerekebilir.
  • Çocuklarınızı olduğu gibi kabul edin ve onlara güvenin. Onları koşulsuz sevdiğinizi onlara da aktarın.
  • Duygularını ifade etmesine ve sizinle paylaşmasına izin verin. Sizinle paylaştığında ise yargılamayın, sorgulamayın, “Neden böyle hissettin?”, “Ne var bunda, neden endişelendin ki?” gibi cümleler kurmaktan kaçının.
  • Yapamadıklarına değil yapabildiklerine odaklanın. Yapamadıkları bir şey olduğunda önce yapabildiklerinden başlayın. “Ödevlerini bitirmişsin, çok çabalamışsın bravo. Sanırım burada takıldın, hadi bir de oraya bak.” gibi geri bildirimler verebilirsiniz.
  • Diğerleri ile kıyaslamayın. “Yapan nasıl yapıyor.”, “O hiç öyle yapmıyor.” gibi geri bildirimlerden uzak durun. Çocuğunuzun hedefine ulaşması için neye ihtiyacı var bunu konuşun.
  • Çocuklarınızın hata yapmasına müsaade edin, “Nasıl böyle bir hata yaparsın!” gibi keskin cümleler kurmaktan kaçının.
  • Kendinizden örnekler verin, gün içerisinde yaptığınız hataları çocuklarınıza anlatın. Sizin de zorlandığınız şeyler olabilir. Çocuklar ebeveynlerini model alırlar. Sizin hatalarla nasıl baş ettiğinizi görmeleri çocuklarınıza örnek olacaktır. Bunu yaparken ben senin yaşındayken hiç böyle yapmazdım gibi örnekler vermekten uzak kaçının. Unutmayın, çocuğunuz siz değil.
  • “Bunu ne kadar kötü yapmışsın.”, “Elinden gelenin en iyisi bu mu?”, “Öğretmenin böyle yaparsan bunu hiç beğenmez.” gibi cümlelerin çocuğunuzu motive etmeyeceğine emin olabilirsiniz. Sizin tarafınızdan beğenilmediğini düşünmesine sebep olacaktır.

Çocuklarınızdan beklentileriniz yaşlarına uygun olsun. Beklentileriniz çocuğunuzun yapabilecekleri ile uyuşmuyorsa, bu konuda baskı yapmak onun endişesini arttıracaktır.

Psikolog Çiğdem YAZICI

KAYNAKÇA

Antony, M. M. & Swinson, R. P. (2000). Mükemmeliyetçilik Dost Sandığımız Düşman. İstanbul: Kuraldışı Yayıncılık

Strip, C.A. & Hirsch, G. (2000). Helping gifted children soar: a practical guide for parents and teachers. Scottsdale, AZ : Great Potential Press, Inc.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu