Politika-Tarih

Bir Protesto Hikayesi; ŞİLİ

İlk yazımız ile karşınızdayız… İnsanların hayatında ilklerin heyecanı farklıdır. Bu da benim adıma heyecan verici bir gelişme…
‘İlk’ olmasının şerefine tüm okuyucularımızı şöyle uzuuuun bir yolculuğa çıkarıyorum. Peki, nereye gidiyoruz ? Güney Amerika’ya rotamızı kırıyoruz. And Dağlarından güzel mi güzel Şili sahillerini görme şerefine nail olmak istiyoruz. Ancak, durun ! O da ne ? Şili’nin başkenti Santiago’dan siren sesleri geliyor… Sokaklarda bağırışmalar var… Gaz bombalarının etkisi sebebiyle göz gözü görmüyor.
Evet, doğru duydunuz… Şili sokaklarında durmak bilmeyen, şiddetini her geçen gün artıran, günlerdir süren bir ayaklanma ve protesto dalgası var. 18 Ekim tarihinde başlayan protestoların asıl sebebi başlangıçta metro biletlerine zam gelmesiydi. Sonrasında ise öğrencileri halkın birçok kitlesi izledi ve protestolar büyüdü. Protestolar ‘metro biletlerine öğrenci tepkisi ile başlamış olsa da, ekonomik dengesizlik, gelir eşitsizliği, insan hakları gibi konulardaki adaletsizlik de seslerin yükselmesine sebep oldu.

Hareketin etkisi hala sürüyor

Birçok ülkede konu olan, Twitter’da gündemden düşmeyen, gazetelerde mutlaka yer verilen protestoların sebebini aslında sadece günümüze indirgeyemeyiz. 1973’te vefat eden eski Şili Devlet Başkanı Salvador Allende sonrası, görev yapmış eski devlet başkanı Augusto Pinochet darbesi ve beraberinde gelen aşırı neoliberal politikalar da ülkenin bu durumda olmasının başlıca sebeplerinden diyebiliriz.

Dalga geçen açıklamalar

Ekim ayı başlarında, metro ücretlerine yoğun saatlerde (rush hour) 30 pezo (0.04 $) zam yapılacağı açıklamasıyla başlanan protestolar sonucunda dönemin Ekonomi Bakanı Juan Andres Fontaine de sessiz kalmadı.Nüfusun % 70’inin asgari ücretinin ayda ancak 700 ABD Doları’na ulaştığı bir ülkede, halkın zamlara tepkisine yanıt veren Ekonomi Bakanı Juan Andres Fontaine, fiyat artışına üzülenlerin daha erken kalkıp daha düşük ücret ödeyebileceklerini açıkladı.
Sözler hareketi büyüttü. İşçilerin Birleşik Merkezi (CUT) ve yirmiden fazla ulusal çapta örgütün çağrısıyla 48 saatlik genel grev ilan edildi. Bu sözlerle halkın öfkesi, ulaşım maliyetlerinin çok ötesine geçmiş oldu. Şilililer artan yaşam maliyeti, düşük ücretler, emekli maaşları, eğitim haklarının durumu ve zayıf halk sağlığı sisteminden şikayetçi. Halkın talepleri arasında Cumhurbaşkanı Sebastián Piñera’nın istifası, emeklilik sisteminde değişiklik ve asgari ücretin artırılması var. Şili’de nüfusun büyük bir kısmı yani ortalama yüzde 70’ine yakını asgari ücretle geçimini sağlıyor. Başbakan Pinera’nın olaylara müdahalesi protestoları yatıştırıcı yönde değil.Hatta daha kızıştırıcı bile sayılabilir.

Protestolara cevap OHAL

Piñera protestolara cevap olarak olağanüstü hal ilan etti. Kararını, vandallara ve suça karşı kamu düzeni sağlamak istediğini söyleyerek açıkladı. Durum bu şekilde ilerlerken bir hafta sonrasında ordunun sokağa çıkması ve 20 kadar protestocunun ölmesiyle birlikte hükümet geri adım attı. Ancak olayların bittiğini düşünemeyiz.
Şili’nin neoliberal politikalarıyla nam salan Devlet Başkanı Sebastian Pinera, Devlet Başkanlığı Sarayı La Moneda’da düzenlediği basın toplantısında, halkın taleplerini göz önüne aldığını ve bir dizi ekonomik yardım planının hayata geçirileceğini açıkladı. Bu açıklamalar, protestocuların gönlüne az da olsa su serpse de -etkin ve yetkin adımların atılmamasını- hükümete güven konusundaki tereddütlerde haklılık paylarından bir tanesi olarak söylemek mümkün.

Tarihler 26 Ekim 2019…

Evet, tarihin önemi büyük… Çünkü, bahsettiğimiz tarihte hem Şili hem de tüm dünya çok büyük bir gösteriye şahit oldu. Toplam nüfusu 18 milyon olan Şili’de, 1 milyondan fazla göstericinin yer aldığı kitlesel eylem hükümetin ve başkanlığın dikkatini çekti. Pinera, protestolara son vermek amacıyla muhalefet ve iktidar partileri ile yaptığı görüşme sonrasında hazırlanan ve 10 ana maddeden oluşan “Sosyal Gündem” isimli ekonomik yardım paketini açıkladı.

Dünyanın dört bir yanında protesto dalgası

Tabii son zamanlarda protestolar sadece Şili’de değil. Lübnan, Fransa, Irak, Hindistan, Hong Kong, şu an için sayabildiklerim… Temel sebep ülkelerin -ekonomik sistemlerinin- doğru işlenmemesi diyebiliriz. Ekonomik sistemlerdeki bozulmalar’ belki de birilerinin işine geliyor ve bir şekilde kolay atlatılacak protestolar büyüyerek ayaklanmaya dönüyor. Gerçek şu ki -zenginlerin daha da zenginleştiği ve zenginliğin paylaşılmadığı- toplumlarda bu tür ayaklanma ve protestoları görmek bizim için sürpriz olmadı, olmayacak.

Müslüm babanın da dediği gibi ‘YAKARSA DÜNYAYI GARİPLER YAKAR’.

Oğuz Genç

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu