Kültür-SanatSinema

4 Film, 4 Din ve Boşanma

Esasında modern toplumlarda boşanmanın yaygınlaşmasının nedenleri olarak ortak ağızdan hemen birçok sebep sayabiliriz. Örneğin; kadının sosyo-ekonomik olarak durumunun iyileşmesi, eşlerin birbirine çalışma tempolarından dolayı zaman ayıramaması, erken yaşta gönülsüzce yapılan evlilikler, tahammülün artık eskisi kadar rağbet görmemesi gibi örnekler söylenebilir. Günümüzde buna bir de sosyal medya kullanımını ekleyebiliriz. (Esra Erol’un programının bir bölümünde; programdan ziyade dizi demek daha doğru olur, bir beyefendi boşanma arifesinde olduğu karısına barışmak için “Facebook”unu kapatma koşulunu sunuyordu.)

Evliliğin ömür boyu süreceğine dair bir inançla evlenen çiftler çok geçmeden boşanma kararı alabiliyor. Hatta evlenmeden önce bile ya ayrılırsak fikri düşünülüp buna yönelik anlaşmalar ve sözleşmeler imzalanabiliyor. Bu yazıda ise boşanmanın sosyolojik, ekonomik hatta politik sayabileceğimiz nedenlerinden ziyade din, boşanma ve sinema üçgeninde bir değerlendirme yapılacaktır.

Tıpkı Emile Durkheim’ın 1897 yılında “İntihar” olgusunu sosyolojik olarak araştırdığı çalışmasında, dine bağlı kişilerde ve toplumlarında, daha doğrusu dindar kesimlerde intiharın diğer toplumlara göre daha az rastlandığı bulgusunda olduğu gibi “boşanma” olgusu da bu kapsamda değerlendirilebilir.

Genel itibariyle tüm tek tanrılı dinlerde boşanma çok da tercih edilen, hoş karşılanan bir durum değildir. Göreceğimiz 3+1 filmlerimizde bu durum açık bir şekilde görülmektedir.

Filmlerimiz sıra ile;

1961 – Divorzio All’italiana ( İtalyan Usulü Boşanma )  Pietro Germi
2011 – Jodaí-e Nadér az Simín ( Bir Ayrılık ) Asghar Ferhadi
2014- Gett ( İsrail Usulü Boşanma) Shlomi Elkabetz, Ronit Elkabetz
2019 – Marriage Story – Noah Baumbach

Dinler tarihi sıralamasıyla gidecek olursak ilk olarak İsrail Usulü Boşanma’ya bir göz atalım.

Ronit ve Shlomi Elkabetz kardeşler bu filmiyle evliliğe mahkûm edilen Viviane (Ronit Elkabetz) isimli bir kadının boşanmak için verdiği mücadeleyi anlatıyor. Evliliğe mahkûm edilen diyebiliriz; çünkü İsrail’de boşanma işlemleri hahamlar tarafından yürütüldüğü için esasında erkek istemeden kadının boşanması gerçekleşmiyor. Boşanabilmenin ise tek koşulu kocanın tanıklar önünde eşine ‘tüm erkeklerle görüşebilme izni yani ‘gett’ adı verilen boşanma belgesini takdim etmesiyle gerçekleşebiliyor. Dolayısıyla yasaya göre boşanma sürecinde tüm güç erkekte toplanıyor.

İşte filmimizde Viviane hem Yahudi dininin emirlerini yerine getiren çaresiz hahamlara hem de türlü düzenbazlıklar yapıp boşanmamak için kendisinin çok iyi ve düzgün bir eş olduğunu anlatan, şahitler getirten kocasına karşı mücadele veriyor.

Film neredeyse tek mekanda geçiyor; ama olay örgüsü çevresinde akış ve özellikle Ronit Elkabetz ile Simon Abkarian’ın oyunculukları muazzam.

İtalyan Usulü Boşanma’da ise kahramanımız zengin Baron Fefè’dir. Genç yeğeni Angela ile evlenebilmek için kanunen boşanmanın yasak olduğu dönemin İtalyası’nda sevmediği karısını öldürme planları yapar; ama bunun için öncelikle onur ve şerefin ardına saklanması gerekecektir.

Her kim karısının, kızının ya da kız kardeşinin gayrimeşru bir cinsel birliktelikte bulunduğunu öğrenmesi üzerine onurunu ve aile şerefini koruma adına, onlardan birinin ölümüne sebep olursa üç yıldan yedi yıla kadar ceza alır.

İşte filmde Fefè İtalyan ceza hukukunun ilgili bölümünü okuyarak planını kurmaya başlar. Kısacası karısını boşayamadığı için karısının kendisini aldatmasını teşvik eder. Neticede aldatan karısını öldürmüş, 3 yıl hapis yattıktan sonra geri dönmüş ve Angela ile evlenmiştir. Fakat filmin sürpriz sonu, filmin kara komedi olarak adlandırılmasını taçlandırır. Günümüzde ise Vatikan, boşanmanın yasak olduğu bir ülkedir.

Bir Ayrılık filmi ise adından da anlaşılacağı üzerine bir boşanma, ayrılık filmi gibi başlar; ama bununda ötesinde kadının İran toplumunda olmayan konumuna, İran’ın sosyal yapısına, alt orta sınıf ve modern geleneksel aile yapılarına da değinir. Bu anlamda Ashgar Ferhadi’nin uluslararası sinema alanında isminin duyulmasında hatırı sayılır bir etkisi olmuştur. 61. Berlin Film Festivali’nde En İyi Film dalında Altın Ayı ve En İyi Aktör ile En İyi Aktris dallarında Gümüş Ayı kazanan film böylece Altın Ayı kazanan ilk İran filmi olmuştur.

Simin, kocası Nader ve kızı Termeh ile birlikte İran’ı terk etmek istemektedirler. Nader’in Alzheimer hastası babasını bırakmayı istememesi üzerine boşanma davası açan Simin, dava talebi reddedilince anne babasının evine geri döner. Filmin sonrasından ziyade bu kısmı bu yazımız için daha önemlidir.

Filmin ilk sahnesi Nader (Peyman Moadi) ve Simin’in (Leila Hatami) boşanmak için başvurdukları mahkemede hâkimin karşısında oturdukları sahne ile başlar. Simin kızının daha iyi bir geleceğe sahip olabilmesi için yurt dışına gitmek istediklerini söyleyince hâkim cevap olarak İran’da iyi bir hayat olmadığını mı düşündüğünü soruyor. Sonuç olarak İran yasalarında erkek istemediği sürece kadının boşanması imkânsıza yakın olduğundan hâkim boşanma talebini reddeder çünkü ortada elle tutulur sebepler yoktur.

Buraya kadar 3 dinin boşanmanın önünde engeller oluşturduğu gördük. Marriage Story’de ise bu sefer boşanmanın önünde Amerikan kapitalist sistemi ve sadece avukatların anladığı yasa zırvaları durmaktadır. Charlie (Adam Driver) Nicole (Scarlett Johansson) ile meseleyi konuşarak avukatsız bir biçimde çözebileceğini düşünse de, Nicole çoktan üst sınıf bir avukat tutmuştur ve bu avukat alanında oldukça başarılı, nam salmış birisidir. Ücreti de bir o kadar kalındır tabii ki.

Charlie de bundan sonra kendisine aynı ölçüde başarılı ve ün salmış bir avukat bulma arayışına girer ve Jay Marotta’yı bulur. Marotta’nın Charlie’ye çok sancılı ve pahalı bir dava sürecinden bahsetmesi üzerine Charlie tedirgin olmuş ve böyle bir sürece girmek istemediği için büroyu terk etmiştir. Fakat mesele artık avukatsız çözülemeyeceği için kendisine ucuz bir avukat olan Bert Spitz’i seçer; fakat o da fazla yumuşak ve gevşekt ve yaşlıdır.

Charlie, daha sonrasında avukatlar arası görüşme neticesinde ani bir kararla avukatı Bert Spitz’i değiştirerek neredeyse bütün parasını diğer ünlü avukat Jay Marotta’ya yatırır; çünkü boşanmanın maddi açıdan karlı sonuçlanması ve çocuğun velayeti gibi konularda paralı bir avukat şarttır.

Özetle tüm dinlerin bu boşanma mefhumuna bakışı, bir şeyi kurmanın onu bozmaktan çok daha zor olduğuna yönelik olan inanıştan kaynaklanıyor. Evlilik kurumu da tabiî buna dâhil. Gel gelelim tüm çabalara rağmen olmuyorsa olmuyordur, yapacak bir şey yok.

“Neden ayrıldın?

-Bir sabah uyandık dedi ki; Ahmet, kötü bir son, sonsuz bir umutsuzluktan daha iyidir.”

2009 yapımı Asghar Farhadi’nin “Darbareye Elly” isimli filminden.

Mert DEDECAN

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu